Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız ve 10 Kasım’da
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü andığımız bu dönemde önce 25 Ekim’de
Zeren Ertaş arkadaşımızı, onun ölümünde suçu olanların tutuklanması için
birleşirken bu sefer de 30 Ekim’de İzzah Elif Zamir Khan arkadaşımızı
kaybettik. Daha birkaç gün önce yaşama hakkımız için sesimizi yükseltirken başka
bir arkadaşımız bir grup tarafından hayatıyla tehdit edildi.
Öğrenci intiharlarının politik olmadığıyla ilgili
söylemleri zaman zaman duyuyoruz, peki yurtlarda barınan öğrenciler bu konu
hakkında ne düşünüyor? Arkadaşlarımızın, hepimizin iyi bir ortamda yaşama ve
eğitim görme hakkımızı arama mücadelemiz neden kriminalleştirilmeye çalışılıyor?
Peki 100. Yılına girdiğimiz cumhuriyetimizde hakkını aramak, haksızlığa karşı
mücadele etmek kuruluş yıllarında da bugünkü tutumla mı karşılanıyordu?
Öğrenci yurtlarında ve KYK’da kalan öğrencilerin bu
mücadelesini daha iyi anlayabilmek için yurtlarda barınan bir kaç arkadaşımızla
konuştuk ve onlara sorular sorduk. Sorularımızın geneli barınmakta oldukları
yurtların koşulları ve yaşanan olaylar hakkında ne düşündükleriydi.
“Kaldığınız yurtta yaşamakta olduğunuz en temel sorun nedir?”
sorumuza gelen ilk cevapsa yemeklerdi. Hepimiz her ay yaşanan zehirlenme vakalarından
haberdarız. Hatta geçen sene yemeklerden çıkan kurşun haber sayfalarına dahi çıkmıştı.
Sene başından beri Sıhhiye kampüsümüzde sadece bir tane yemekhane aktif olmakla
birlikte KYK yurtlarında da sene başında öğrencilere sadece kuru ekmek
verilmekteydi. Görüşlerini aldığımız bir arkadaşımız bu sorunu şu şekilde
açıkladı: “Dün yurt grubuna gelen yemeğin içinden çıkan kurtlar yüzünden
maalesef kendimi zorlayarak yemek yemeye çalışsam da yiyemedim. Her gün
dışarıdan yemek yemeye bütçemiz yetmiyor. Yemeklerin çok kötü olduğu
yetmiyormuş gibi bir de ekmeği paralı yaptılar, öğrencinin aç susuz kalmasını
istiyorlar. Günlerdir yurtta hepimiz ishaliz, yeni yeni toparlandık neden
olduğunu bilmiyoruz. Söyleyince dalga geçer gibi cevaplar alıyoruz. Asla
öğrenciye yardımcı olunmuyor.”
Öğrencilerin yaşadığı bir başka sorun ise ısınma
problemi. Ankara’nın soğuk bir şehir olması, Beytepe’nin ve Sıhhiye’nin de bulunduğu
koşullar nedeniyle akşamları sürekli soğuk oluyor. Bir çok öğrenci
kaloriferlerin yakılmamasından şikayetçi olmakta.
Diğer başlıca sorunumuz ise giriş-çıkış saatleri. Ankara
öğrenci şehri diyebileceğimiz bir şehirdir. Her gece gidebileceğiniz bir
tiyatro, konser ya da etkinlik bulabilirsiniz. Fakat kız öğrencilerimiz bu
etkinliklere yurdun son giriş saatinin 23.00 olması sebebiyle katılamıyorlar.
Bir kaç dakika geç kalan öğrencilerimize tutanak tutuluyor, reşit olmalarına
rağmen ailelerine söylenmekle tehdit ediliyorlar.
Bir başka sorunumuz ise çamaşır yıkamak. Eski ve bozuk
makineler kullanan öğrencilerimiz bir de her seferinde 3 tl ödeme yapmak
zorunda. Sayıca az olan makineleri kullanmak için bazen sıralar oluşuyor, sırf
uygun saat bulabilmek için derslerini kaçıranlar dahi oluyor.
Sorduğumuz diğer sorulara verilen cevaplardan sadece
birkaç tanesi ise şu şekilde. “En güzel yıllarını, hayallerini kaybetti Zeren.
Çok üzgünüm, çok kırgınım. Asansöre artık binemiyorum. Kimsenin umurunda
değiliz. Yaşadığımız sorunların çözümü aslında çok basit, çözülmek istense
çözülür. Öğrencilere nefret dolu gözlerle bakılması beni üzdü. Zeren kardeşimiz
yerinde olabilirdim, olabilirdik, olabiliriz. Çok üzgün ve öfkeliyim. Gençlere
gereken önemin verilmesini istiyoruz...”
Bu 29 Ekim’de Atatürk’ün bizlere emanet ettiği
cumhuriyetimizin 100.yılını kutladık, hepimiz dışarıda marşlar ve şarkılar
söyledik. Pek çok duyguyu beraberinde getirdi bu 29 Ekim, ne kadar zorluklar
altında bırakılsak da tek başımıza olmadığımızı hatırlattı. Hâlâ birimizin
hepimiz için olduğunu hatırlattı. Neden bizim sorunumuz olmasa da başkasının
sorunu için çözüm olmamız gerektiğini hatırlattı.
Son olarak şu sözleri söyleyerek herkese hatırlatmak
istiyoruz ki bizler
buradayız ve sıra arkadaşlarımızla birlikte, HÜKÇAT’la sesimizi çıkarıyoruz ve
çıkarmaya devam edeceğiz. Çünkü
cumhuriyeti biz bu şekilde kurduk. Birbirimiz için, vatandaş olabilmek için,
haklarımız için...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder